Yabancıların Türkiye'de boşanma davası açması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre yürütülen adli bir muameledir. Türkiye sınırları dahilinde ikamet eden yabancı uyruklu şahıslar yahut bir Türk vatandaşı ile evlilik birliği kurmuş yabancılar, evlilik bağını Türk yargı mercileri önünde sonlandırma hakkını elinde tutar. Evlilik birliğinin nihayete erdirilmesi maksadıyla ikame edilen bu davalar, birtakım hususi usul kurallarını ve milletlerarası teamülleri bünyesinde barındırır.
Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda mahkemelerin yetki sınırları, tatbik edilecek milli kanunlar ve tebligat safhaları titizlikle takip edilmelidir. Türk adli mercileri nezdinde hakkını arayan yabancı tarafların, usul ekonomisine riayet ederek hak kaybı yaşamaması adına kanun hükümleri noksansız tatbik edilir. Daha detaylı bilgi almak için uzman bir hukuk bürosuna danışabilirsiniz.
Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetki Sınırları
Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda Türk yargısının yetki sahası, 5718 sayılı Kanunun 40. maddesiyle tayin edilir. Mezkûr kanun maddesi uyarınca Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, Türk iç hukukunun yer itibariyle yetki kuralları belirler. Dolayısıyla yabancı uyruklu bireylerin açacağı boşanma davalarında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kıstasları tatbik sahası bulur.
Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin doğması adına taraflardan en az birinin Türkiye sınırları dahilinde yerleşim yerinin bulunması yahut müşterek ikametin Türkiye sınırlarında vuku bulması kafidir. Tarafların her ikisi yabancı memleket vatandaşı sayılsa dahi, Türkiye sınırlarında ikamet tezkeresi taşımaları durumunda dava Türk mahkemelerinde ikame edilebilir. Türk yargısı, yabancılık unsuru taşıyan evliliklerin feshinde milletlerarası yetkiye haiz kabul edilir.
Boşanma davalarında görevli ve yetkili mahkemenin tayini
Boşanma davalarında görevli yargı mercii, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca Aile Mahkemesi sıfatıyla belirlenmiştir. Aile mahkemesinin ihdas edilmediği adli yargı çevrelerinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakmakla mükelleftir.
Yetkili mahkemenin tespiti hususunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 168. maddesi amir hükümdür. Madde metnine binaen boşanma yahut ayrılık davası, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği gibi, eşlerin davadan evvel son defa altı aydan beri birlikte ikamet ettikleri yer mahkemesinde de ikame edilebilir. Yabancı eşler Türkiye hudutları dahilinde müşterek ikametgah tesis etmişlerse, bu yer mahkemesi davaya bakmaya yetkilidir.
Uygulanacak Hukuk Kuralları Ve Möhuk Hükümleri
Yabancı uyruklu şahısların boşanma davalarında hâkimin hangi devletin kanunlarını tatbik edeceği hususu, 5718 sayılı MÖHUK 14. maddesinde sarih biçimde düzenlenmiştir. Boşanma ve ayrılık sebepleri ile neticelerinde uygulanacak hukuk hiyerarşisi kanunda basamaklar halinde tertip edilmiştir.
İlk basamakta eşlerin müşterek millî hukuku yer alır. Eşler aynı yabancı devletin tabiiyetinde bulunuyorsa, Türk hâkimi kural icabı o ülkenin boşanma mevzuatını tatbik eder. Eşlerin müşterek vatandaşlığı mevcut değilse, müşterek mutad mesken hukuku tatbik sahasına girer. Eşlerin müşterek mutad meskeni de mevcut bulunmadığı takdirde, kanun koyucunun iradesi doğrultusunda doğrudan Türk hukuku tatbik bulur.
MÖHUK madde 14 doğrultusunda nafaka ve velayet talepleri
Boşanmanın ferileri sayılan velayet, maddi ve manevi tazminat ile nafaka talepleri de MÖHUK 14. maddesi dairesinde karara bağlanır. Yabancı hukukun tayin edildiği ahvalde, mezkûr hukukun Türk kamu düzenine açıkça aykırı düşmemesi şartı aranır. Türk kamu düzenini zedeleyen yabancı kanun maddeleri bertaraf edilir ve yerine doğrudan Türk Medeni Kanunu tatbik sahası bulur.
Müşterek çocukların velayeti hususunda çocuğun üstün menfaati prensibi gözetilir. Çocuğun mutad meskeni Türkiye sınırlarında yer alıyorsa, Türk mahkemesi velayet hususunda re’sen koruma tedbiri almaya yetkilidir. Bu yaklaşım, yabancı hukukun getirebileceği sakıncalı neticelerin önüne geçer ve küçüğün menfaatini teminat altına alır.
Yabancı Vatandaşlar Bakımından Teminat Yatırma Mükellefiyeti
Türkiye sınırlarında dava ikame eden yabancı uyruklu şahıslar adına 5718 sayılı MÖHUK 48. maddesi tahtında teminat yatırma zorunluluğu öngörülmüştür. Kanun metni uyarınca, Türk mahkemesinde dava açan, davaya müdahil sıfatıyla katılan yahut icra takibi başlatan yabancı gerçek kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın muhtemel zararını karşılamak maksadıyla mahkemenin tayin edeceği teminatı yatırmak mecburiyetindedir.
Yargı organları, davanın mahiyetine ve dosyadaki iddialara bakarak muayyen bir teminat miktarı takdir eder. Mahkeme veznesine tevdi edilecek nakdi güvence yahut banka teminat mektubu, dava şartı niteliği taşır. Teminatın mahkemece verilen kesin mehil dahilinde yatırılmaması hali, davanın usulden reddi neticesini tevlit eder.
MÖHUK madde 48 uyarınca teminat muafiyeti halleri
Teminat şartı mutlak bir mecburiyet teşkil etmez. MÖHUK 48. maddesinin ikinci fıkrası mucibince mahkeme, davacıyı karşılıklılık esasına binaen teminat güvencesinden muaf tutar. İki devlet arasında akdedilen ikili anlaşmalar yahut fiili mütekabiliyet mevcudiyeti, teminat mükellefiyetini bertaraf eder.
Türkiye Devletinin taraf bulunduğu 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi de bu alanda geniş bir koruma sahası tesis eder. Sözleşmeye imza koyan memleketlerin vatandaşları, Türkiye mahkemelerinde açacakları davalarda teminat mükellefiyetinden peşinen muaf sayılır. Benzer şekilde Türkiye sınırlarında sığınma hakkı tanınan mülteciler ile vatansız şahıslar da bu muafiyet zırhından istifade eder.
Yurtdışı Tebligat Usulü Ve Adli Bildirimler
Boşanma davalarında eşlerden birinin yurt dışında ikamet etmesi vaziyetinde, resmi evrakların tebliği 7201 sayılı Tebligat Kanununun 25. maddesi ve 1965 tarihli Lahey Tebligat Sözleşmesi kurallarına göre icra edilir. Tebligat evrakı, muhatabın ikamet ettiği ülkenin lisanına tercüme edilerek yetkili adli mercilere tevdi edilir.
Yurtdışı tebligat muameleleri, Adalet Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı kanalıyla yürütülür. Mezkûr resmi yazışmalar zaman alabileceğinden ötürü, davalı eşin adres bilgilerinin hatasız bildirilmesi yargılamanın süratle neticelenmesi bakımından şarttır. Adres tespitinin yapılamaması halinde ilanen tebligat yoluna başvurulması kanuni bir haktır.
Apostil şerhi ve yeminli tercüme işlemleri
Yabancı memleket makamlarından temin edilen evlilik cüzdanı, aile kütük kaydı ve nüfus sureti gibi vesikaların Türk mahkemelerinde delil vasfı kazanması tasdik işlemlerine bağlıdır. 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi mucibince düzenlenen Apostil şerhi, yabancı resmi belgelerin Türk yargı organları önünde geçerlilik kazanmasına zemin hazırlar.
Apostil tasdikini haiz evraklar ile yabancı dilde tanzim edilen tüm adli deliller, Türkiye sınırlarında yeminli tercüman marifetiyle Türkçeye tercüme edilmelidir. Noter tasdikinden geçen çeviriler, dava dilekçesine eklenerek mahkeme heyetine tevdi edilir. Apostil anlaşmasına taraf bulunmayan memleketlerin evrakları ise mezkûr ülkedeki Türk Konsolosluğu marifetiyle tasdik edilir.
Yabancı Mahkeme Boşanma Kararlarının Tanınması Ve Tenfizi
Yurtdışında ikamet eden şahısların yabancı bir memleket mahkemesinden temin ettiği boşanma ilamları, Türkiye sınırlarında kendiliğinden adli netice doğurmaz. Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye hudutlarında geçerlilik kazanması maksadıyla 5718 sayılı MÖHUK 50. ve devamı maddeleri uyarınca tanıma ve tenfiz davası ikame edilmelidir.
Tanıma kararı, yabancı mahkeme kararının kesin hüküm ve kesin delil gücünü Türkiye sınırlarına teşmil eder. Şayet yabancı ilam velayet, nafaka yahut tazminat gibi cebr-i icra unsurları barındırıyorsa, bu hükümlerin yerine getirilmesi adına tenfiz kararı şart koşulur. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 27/A maddesi yardımıyla, her iki tarafın bizzat veya vekilleri vasıtasıyla konsolosluklara başvurması halinde, dava açılmaksızın idari yoldan da boşanma tescili mümkündür.
Yabancı Boşanma Davalarında Uzman Hukuk Bürosu Desteği
Milletlerarası nitelik taşıyan boşanma davaları, hem Türk iç hukuk mevzuatına hem de çok taraflı uluslararası sözleşmelere tam hakimiyet arar. Dava dilekçelerinin tanzimi, tatbik edilecek hukukun tespiti, teminat muafiyetinin ispatı ve milletlerarası tebligatların takibi titiz bir adli birikim icap ettirir.
Adli muamelelerde yapılacak usuli noksanlıklar, davanın senelerce uzamasına ve telafisi imkansız hak kayıplarına sebebiyet verebilir. Hak sahiplerinin adli merciler önünde mağduriyete uğramaması maksadıyla avukatlık desteği alması tavsiye edilir. Daha detaylı bilgi almak için uzman bir hukuk bürosuna danışabilirsiniz.

